23 HAZİRAN İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİM SONUCUNUN ÖNEMSİZLİĞİ

0

İstanbul’un yeni Büyükşehir Belediye Başkanının, Kurdistanlı soydaşlarımızın oylarıyla seçildiği gerçeği, herkesin her çevrenin kabulüdür. Ak Parti’nin veya CHP’nin bu duruma saygıyla yaklaşmaları da önemli değil. Her iki parti gibi Türkiye’nin diğer siyasi partileri de Kurd Halkının hak ve hukuklarına bakışları aynıdır. HDP’nin sol trendi veya Demokratik Türkiye gibi söylemleri de Kurd u Kurdistan davasına hizmet anlayışından uzaktır. Kurd’lük adına, Türkiye’nin siyasi arenasında tabela partisi konumunu aşamayan bazı siyasi partiler de esasen HDP gibi Kurd u Kurdistan davasının mücadelesinin önünde engeldirler.

Bu anlamda, İstanbul Belediye Başkanlık seçiminin sonucu, Bay Erdoğan ve Ak Parti’nin ağzına burnuna vurulmuş çok şiddetli bir Kurd yumruğu olmanın ötesinde bir değeri, önemi yoktur.
Bay İmamoğlu’na verilmiş olan Kurdistanlı’ların oyları, Bay İmamoğlu’nun nezaketli, efendi ve uygar bir insan olduğundan ötürü değildir. Aynı şekilde Bay İmamoğlu’na destek amacıyla da değildir.

CHP ise, faşizmin temel taşıdır. 1923 yılından beri Kurd’lüğü yok etmek için, Dünya tarihinde benzeri görülmemiş zulüm barbarlığını uygulayan da CHP’dir.  Bu gerçekleri asla unutmayalım.
Erdoğan ve Ak Parti, en azından Kurdler’den özür dileyip, Kurd’ler lehine olumlu bazı reformlar yaptılar. Maalesef, sonunda Bay Erdoğan ve Ak Parti, Sübyancı Bahçeli’nin seviyesine düştüler. Bay Erdoğan’ın kendisi, Kurd kanına elini bulayarak, Kurd düşmanlığının başını çeken oldu. Kurd Halkı, Bay Erdoğan ve Ak Parti’yi kınamak, protesto etmek için, Bay İmamoğlu’na oy verdi.

Şimdi ne olmayacak. 1923 yılında, Osmanlı’yı yok eden işgal devletleriyle işbirliği çerçevesinde, Türkiye’nin yöneticiliğini üstlenmiş olan Mustafa Kemal’in CHP’si, Kurd Halkından özür dilemeyecek. Kurd Halkının mağduriyetlerini gidermek için, CHP’nin mağdur etmiş olduğu Kurdler’e tazminat ödemeyecek. CHP, Kurd’lerin hak ve hukuklarına saygılı davranmayacak. Kurd Halkı için, Ak it gitti kara it onun yerini aldı.

Kurd Halkı’nın kurtuluşu, Bağımsızlık ile mümkündür. Kurdistan Birleşik Devletleri, resmiyet kazanacaktır. Soylu Kurd Halkı, kendi welatında, kendi devlet yönetiminin ve kendi ulusal bayrak’ının dalgalanacağı ortamda yaşamak hakkına sahiptir. Bunu başarmak zorundayız. Bazı soydaşlarımla görüşmemizde, bu projenin zorluklarından söz ediyorlar. Elbette zorlukları vardır. Bize göre, Kurdistan welatının işgalcileri olan faşist ve barbar devletler olan, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin sömürgesi olarak yaşamayı kabul etmek en zor olanıdır. Esasen, bu faşist devletler tarafından yönetilmek, yaşamak değil, ölümdür.

Bakınız, İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin sonucunu Kurd’ler belirledi. İran şahlığına son verip Humeyni rejiminin egemenliğini, Kurd’ler sağladı. Irak Halkını, Saddam zulmünden Kurd’ler kurtardı. Suriye ve Irak ordularının yapamadığını, Kurd’ler canlarıyla İŞİD denen vahşeti silip süpürdü. Birçok benzer örnekler sıralayabiliriz. Soylu Kurd Halkının cengawerlerini, bu kalleş, kanı bozuk barbarların sömürgesi olarak yaşamak zorunda bırakırsak eğer, hepimize yuh olsun.

En önemlisi de, Kurdistan işgalci olan barbar devletler için canlarıyla bu kadar fedakarlık yapmış olan Kurdistan cengawerleri, Kurdistan Birleşik Devletleri’nin resmileşmesini sağlamayı niye başaramasınlar?
Saygıdeğer soydaşlarımın doğru ve gerekli olanı yapmalarının zorlukları olabilir. Yüz yıldır, ulusça zorluklar çekiyoruz.
Bir yüzyıl daha bedavadan zorluk çekmemize gerek yok.

Zorluğun en ağırını çekerek, Kurdistan Birleşik Devletleri’ni resmileştirmek zorundayız. Bu kararda olan soydaşlarımı, saygı ile çalışmalara katılmaya davet ediyorum.
Bunun da net olarak anlaşılmasını diliyorum… Tek başıma da bu çalışmaları yürütmek zorunda kalırsam bile, Kurdistan Birleşik Devletleri resmileşecektir.
Bi dilxweşî silav u rêz.

23-06-2019

Saygılarımla, Hisên Baybaş

169total visits,3visits today