KURD HALKININ ACILARI KADAR SOYLU TARİHİ VARDIR. KURD HALKINI KÜÇÜMSEYENLERİN KENDİLERİ KÜÇÜKTÜR

0

Kurd Halkı kendi vatanında esir olarak yaşamak zorunda bırakılmış. Bunu görmezlikten gelmek var olan gerçeği değiştirmez. Kurdistan topraklarını sahtekarca ve zorbalıkla işgal edenlerin Kurd Halkına yönelik zulüm ile sistemli soykırım uygulamasının somut delilleri Birleşmiş Milletler Kurumu’nun yıllık raporlarında net olarak kayıt edilmiştir.

1981 yılından bugüne anılan raporların hepsini okudum. Bazen altı aylık bazen de iki yılın raporları bir arada hazırlanıp yayınlanıyor. Temmuz veya Ağustos ayından başlayıp diğer yılın Mart veya Nisan ayını bir arada rapor ederler. Önemli olayları özel olarak rapor ederler. Ama her yıl yıllık raporlar da hazırlanıp yayınlanır. O raporların içerikleri çok nettir. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin ayrı ayrı her yıl Kurd Halkına yönelik uygulamalarında insanlık suçu işlemiş olduklarının kanıtıdır. Bu raporların hepsi delil olarak Türkiye, İran, Irak ve Suriye Devletleri aleyhinde dava açmak kullanılabilinir.

Bu raporlar kesin delildir. Belçika, Fransa, İspanya özellikle de Amerika Birleşik Devletlerinde vatandaş olan Kurdler, bu raporları delil olarak kullanarak Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin aleyhine dava açabilirler. Amerika Birleşik Devletlerinin herhangi ulusal mahkemesine müracaat edip Türkiye, İran, Irak ve Suriye Devletlerinin Kurd Halkına yönelik işlemiş oldukları suçlar için dava açıp tazminat ödemeye mahkum etme kararını alabilirsiniz.

Bir güvenlik görevlisinin sur, Şırnak, Cizre, Yüksekova, Dersim, Geliyê Zilan, Koçgîri, Muhabad, Halepçe, Kerkuk, Musul, Şengal veya başka bir bölgede işlemiş olduğu suç, Devlet adına işlenmiş suçtur. İnsanlık suçları için zaman aşımı yoktur.

Türkiye’de mahkemeye gitmek zorunluluğu da yoktur. Avrupa insan hakları mahkemesine gitmek için Türkiye’deki mahkeme ve yetkili kurumların hepsine müracaat etmiş olup karar aldırmış olmak şartı vardır. Ama yukarıda izah etmiş olduğum ülke mahkemelerine müracaat etmek için bu şartlar aranmaz. Ayrıca öylesi davalar için Türkiye’de daha önce mahkemelere müracaat etmiş ve olumsuz yani müracaatınız reddedilmiş ise de yukarıda izah edilen ülke mahkemelerine müracaat hakkınız vardır. Çünkü bu mahkemeler ceza davası değil tazminat davası talebine bakma yetkilerine sahiptirler. ABD’de vatandaş olan bir insan da sizin adınıza dava açabilir. Bu durum İran, Irak ve Suriye için de geçerlidir.

Kurdistan Birleşik Devletleri Hükümeti olarak bu husus için çalışmalarımız var. Sözünü ettiğimiz Birleşmiş Milletler kurumunun ilgili raporlarına rağmen, Kurdistan’da işgalci ve suçlu Devletlere karşı böylesi davalar hiç açılmamış. Birleşmiş Milletler Kurumu da raporlarla yetinmiş. İleri bir adım atarak suçlu işgal Devletlerine karşı hiçbir işlem yapmamış. Bunun sonuçları Kurd Halkına Bağımsızlık talep etme hakkını veren en önemli gerekçedir. Bilgi alarak bunları sizlerle paylaşıyorum ki sizler de tüm Kurdistan’lı soydaşlarımıza bu bilgileri ulaştırmaya yardımcı olasınız. Diğer yönüyle de içinde, yürek ve aklında-zihninde kendisine saygısı olan her Kurd şahsiyetin Kurd u Kurdistan davasına sahip çıkmak için elinden geleni yapmalarını ısrarla ricamı yineliyorum.
Kurd u Kurdistan davası her Kurd için namus ve şeref meselesidir.

Bugün için hepimiz Kurdistan Birleşik Devletleri’nin resmileşmesi amacıyla neyimiz varsa bu uğurda değerlendirmeliyiz. Hiçbirimizin kendi davamıza ilgisiz kalmamıza hakkımız yoktur. Namusu, şerefi olan hiçbir Kurdün, Kurd u Kurdistan davasına sırtını dönmesi, ilgisiz kalması için geçerli mazereti olamaz. Kurd u Kurdistan davası her Kurdün davasıdır. Halkımızı esirlikten kurtarmak, welatımızı işgalden kurtarmak, hepimizin namusu şerefi olduğu gibi insani görevimizdir. Namus, şeref ve görevimize sırtımızı dönmek, kendimizi inkar etmek demektir. Bulunduğum şartlarda, değerli çalışma arkadaşlarımla yürütüyor olduğumuz çalışmaları yetersiz gören, çok yavaş ilerlediğimizi söyleyen, Kurdistan Bağımsızlığının imkansız olduğunu söyleyebilen değerli soydaşlarımıza teşekkür ediyor ve “buyurun sizler daha iyisini yapın” diyoruz. Bizim çalışmamız önünüzde engel değildir. Bunu samimiyetle söylüyorum. Bizler, yapabileceklerimizi yapmaya devam edeceğiz. Kurd u Kurdistan davası her Kurdün ilgisine, sahiplenmesine muhtaçtır. Ayrıca Kurd u Kurdistan davası her Kurdün hizmet etmesine açıktır. Her Kurd yapabileceğini yaparken, diğer bir Kurdün farklı yöntemlerle çalışmalar yapmasına saldırmamalıdır.

Kurdistan Bağımsızlığının imkansız olduğunu söyleyenlerin duruşlarını doğru bulmuyorum. Kurd Halkı Dünya’nın en eski, soylu ve asil Halkıdır. Türklük, Acem ve Arap diye bilinen Irkların adı bilinmezken Kurd Halkı Dünya’nın en güçlü Devletlerine sahipti.
Kasıni, Med ve Mad gibi Dünya’nın en eski ve en güçlü İmparatorlukları soylu Kurd Halkına aittir. Milat’tan yani İsa’dan önce on bin yıllık tarihi-yazılı tarihi bilinen ve iki bin yıllık İsa’dan sonrayı da hesaplarsak on iki bin yıldır kimliğin olduğu gibi koruyabilmiş başka bir Halk Dünya’da yoktur. Her Kurd bireyi bu soylu tarihiyle onur duymalıdır. Bu soylu Halk kendi Bağımsız Devletini kuracaktır. Sekiz yüzyıl önce dilenci kılığında çaput çadırla Kurdistan topraklarına sığınmış olup, Kurd Halkının himayesinde yaşamak için ortam ve olanak bulmuş olan ve bugün kendilerine Türk diyenler kendilerini kandırmaya çalışıyorlar. Hiçbir Kurd bireyi bu ihanet kavmine aldanmasın.
Büyük dedelerimizin merhamet ve ilgilerine ihanet edenler, sonunda kendi kazdıkları kuyuya düşüp yok olacaklardır.

Kurd Halkı, Türklüğün ihaneti yüzünden vatansız kalmış. Herkes bilmelidir ki Kurd Halkı insan soyunun yirmi dört ayar altınıdır. Yer düşmekle değerini kayıp etmez. Kurd kimliğinin yüz karası olan zavallı kişilikler, Türklük mikrobuyla seviyesizleşmiş olabilirler. Soylu Kurd Halkı asaletiyle gözler önünde dimdik duruyor. Kurdistan Birleşik Devletleri Hükümetinin 24-Temmuz-2018 yılında İsviçre’nin Lozan şehrinde ilan edildiğini herkese hatırlatıyoruz. Kurd Halkını küçümseyenlerin kendileri küçüktür.

09-02-2019

Saygılarımla, Hüseyin Baybaşin

288total visits,1visits today