TARİHİMİZ, DÜŞMANLARIMIZ, KENDİMİZİ TATMİN ETMEK, SORUMLULUK VE HEDEFİMİZ

0

İnsanları diğer canlılardan ayıran birçok özellikleri vardır. Hepimize bilinen özellikler arasında insanın kişisel yeteneği önemlidir. Özel yetenekleri açığa çıkarabilmek amacıyla uzmanlar yetiştirilir.

Devleti olmadığından kimliği olamayan biz Kurdler için özel yetenekler de insanın bedeninde mahkum durumda kalıyor. Bu trajediden yararlanan Dünya’nın en ahlaksız yaratıkları olan Kurdistan’ın topraklarını işgal altında tutuyor olan Devlet yöneticileri de barbarlığın dışında hiçbir insani yeteneğe sahip değildirler. Belki de kendi vatandaşlarını da esir almış olan işgal Devletleri bilinçli olarak insanları barbarlıkla tatmin etmeyi öğretmekle yetinmeyi kendileri için kurtuluşun tek yolu olarak görüyorlar. Ya da onları öyle inandırmışlar. Durum bu değilse Türkiye’yi yönetenler niye Kurd Halkını yok saymayı kendi vatandaşlarına öğretmeyi ve Anayasalarının birinci maddesi olarak kabul etsinler?
Niye kendi tarihlerini yalan şekilde kendi vatandaşına öğretip bu yalan öğretiyi doğru olarak kabul etmelerini zorla dayatıyor?
Yalan öğretiyi kabul etmeyenleri de niye cezalandırıyor?

Türkiye devletinin yalan öğretilerini kabul etmediklerinden ötürü cezalandırılmış on binlerce Türkiye vatandaş var.
İsmail Beşikçi hoca en başta olmak üzere halen Türkiye devletinin yalan öğretisini kabul etmeyen on binlerce vatandaş var Türkiye hapishanelerinde.
Prof. Mümtazer Türköne başka önemli bir örnektir. Eski ülkücü olan Mümtazer hoca, son yıllarda Türklüğün bozkurt ve Ergenekon yalanını çok sade ve bilimsel verilerle Zaman gazetesindeki köşesinde yazardı. Türklük adına Kurd Halkına yapılmış olan çirkin zulmü de Bilimsel veriler yazıyor ve Türkiye Devletinin yalan öğretilerine aldanarak ülkücü ideolojiye hizmet etmiş olduğu dönemlerle ilgili kendi adına günah çıkarıyordu. Mümtazer hoca şimdi Erdoğan faşizminin yalanları nedeniyle Türkiye’de hapistir. Etme bulursun sözü Kurd söylemidir. Recep Tayyip Erdoğan denen zulmün, yalan ve barbarlığın temsilcisi de yaptıklarının bedelini mutlaka ödeyecektir. Kendi pisliğinde boğulacaktır. Bu Xweda’nın emridir.

Türkiye faşist devletinin yöneticilerinin yalan ve barbar öğretilerinin etkisiyle, kendini tatmin etmek gibi ucuz anlayış bazı şakşakçı, fırsatçı kişiliklerin utanmazca Kurd kimliğiyle yaşamaları da mide bulandırıcı düzeye gelmiş. Faşist Türkiye Devletinin sapıklaşmış ruhsal yapılarıyla barbar yöneticilerin zulüm uygulamasına maruz kalmış olan bazı zavallı kişilikler, yaşamlarını tatmin olmakla sürdürmeye sığınmışlar. Güzel bir ev sahibi, lüks bir araba sahibi, birden çok evlilik, etkin makam sahibi olmak gibi çok basit edinimlerle kendini üstün görerek tatmin olmakla sınırlı yaşamaya alışmış Kurd kişilikler de vardır. Faşist Türkiye Devletinin yalan öğretilerinin esiri olmuş olup kendini ucuz yalanlarla ve kendisi gibi çocukları içinde utanç verici tarzda yaşamaya alışmış Kurd kişilikler de oluşmuş. Etrafınıza bakarsanız çok örneklerini görürsünüz. Yaşamını basit, aidiyetlerle sınırlamış ve ucuz yalanlarla değerli insanlara iftira etmekle tatmin olmanın esiri olarak yaşayan kişilikler var ki esasen uygar toplumun en ölümcül mikrobudurlar.

Bazen bana ulaşan kişiler ile konuşurken “ben Kurd’lüğümle gurur duyuyorum” diyenler oluyor.
Yaradan Xweda seni Kurd yaratmış, bu tamam ama sen Kurd’lük için ne yapmışsın? Yalana dolana sığınmadan dürüst ol da söyle bakalım. Kendini tatmin etmenin dışında sen Kurd’lüğünle durur duymak için ne yapmışsın. Söyle bakalım diye sorduğumda, kişinin suratının veya sesinin kaynadığını görüyor, anlıyorum.

Nüfusu yüz binlerce sınırlı olan Devletler var iken, elli milyonu aşkın nüfusa sahip Kurd Halkının hiçbir bireyi, (ben de dahil) Kurdistan Birleşik Devletleri resmileşmeden kendisi veya Kurd’lüğüyle gurur duymaya hakkı yoktur. Her Kurd’ün aynaya bakıp, niye Devletimizin olmadığını ve Devletimizi resmileştirmek için ne yaptığını kendisine sormasını çok rica ediyorum. Devletimiz yoksa bu bizim eksikliğimizdir. Devletimizi kurup resmileştirmek amacıyla, vatanımızı işgal etmiş olan barbarlara karşı direnmiyorsak ve bunu başaramamış isek, kendimizle gurur duymaya ne hakkımız var? Mazeretlere sığınmak kolaydır. Kendimizi tatmin etmek için yalanlara sığınmak basitliği marifet değildir. Kafamızı kumun altından çıkarmamız gerekiyor. Kendimizi kandırmaya sığınmaktan vazgeçmek zorundayız.

Türkiye devleti, Kurd Halkının Devleti değildir. Hiçbir zamanda olmadı. Asla ve asla da olmayacaktır. İran, Irak ve Suriye de aynı pisliktir. Kurdistan’da işgalci barbar ve Kurd düşmanıdırlar.
Yaşamımızda yaptıklarımızla yaşamış olacağız. Nerede olursak olalım, işimiz ne olursa olsun, kimliğimizden, soyumuzdan, Bağımsız Kurdistan’ımızı resmileştirmekten vazgeçmeyelim. Ödün vermeyelim. Boyun eğmeyelim. Çocuklarımız, torunlarımız başları dik yaşasınlar.
Kendileriyle ve Kurdlükleriyle gurur duyabilsinler. Bu görevimizi yapalım. Her Kurd’ün bu yolda yapabilecekleri vardır. Çocuklarımıza Kurdçemizi öğretmek, Halkımızın soylu tarihini öğretmek bile şerefli, namuslu Kurd olmanın gereğidir.

Türkiye’de kendilerini Türk kabul edenler de aynaya bakıp Kurd Halkının hak ve hukukunun üstünde oturmaya ne hakları olduğunu kendilerine sormalarını, yalana sığınmadan insani değer yargısı çerçevesinde karar vermelerini rica ediyorum.
Sizler, bizim Kurdistan’ımızı zorla işgal altında tutmayı kendinize hak görüyorsanız, biz Kurd’ler de sizleri zorla vatanımızdan kovmaya çalışmanın hakkına sahip değil miyiz? İnsan iseniz kendinize dürüstçe bu cevabı vererek aynanın karşısından ayrılın.

Biz Kurdler sizin barbar devletinize boyun eğmeyeceğiz. Bunu çok iyi bilin. İnsan gibi, kan dökmeden topraklarımızdan çıkın gidin. Siz bunu yapmazsanız bizler sizleri, yanı Türkiye devlet gücünü zorla kutsal topraklarımızdan ko-va-ca-ğız. Er veya geç olacak olan budur. Kurd’ler sizin vatanınızı işgal etmiş olsalardı, sizler de aynısını yapmaz mıydınız?

Kurdistan Birleşik Devletlerini resmileştirmek amacıyla Hükümet kurduk. Değerli çalışma arkadaşlarım 24 Temmuz 2018 tarihinde İsviçre’nin Lozan şehrinde bu kararı ilan ettiler. Türkiye devlet kuruluşunun 24 Temmuz 1923 yılında ilan edildiği LE CHÂTEAU d’OUCHY binasının aynı odasında ilan edilen Hükümetimizin tek bir hedefi vardır. Bu da, Kurdistan Birleşik Devletlerini resmileştirmektir. Bizler, bu inancın ve kararın hizmetçileriyiz. Bunun nasıl başarılacağını, bilgilerimiz çerçevesinde planlamışız. Çalışmalarımız, planlama çizgisinde yürüyor. Sorumluluğumuzun bilinciyle çalışmaktan zevk alıyoruz. İşimize gösteriş ve tatmin olmak gibi basitlikleri karıştırmıyoruz. Kararlı ve mütevazi duruş ve çalışmak prensibimizdir. Paylaşabileceğimiz bilgileri paylaşıyoruz. Bu amaca hizmet etmenin dışında bir arayışımız yoktur. Bazen, dostlarımız, tanıdıklarımız bazen de değerli soydaşlarımız farklı gerekçelerle bizimle ilişkiye geçiyorlar. Cevabımızı da yeterli görmüyorlar.

Bazen özel konular bazen de ilgisiz konularla zamanımızın israf edilmesine neden oluyorlar. Bazen aynı konuyu ısrarla bize kabul etmeye çalışıyorlar.
Kurd u Kurdistan davasına hizmetin dışındaki konuların, bizim zamanımızın israf edilmesine neden olması rahatsız ediyor.
Tanıdık, dost ve yakınlarımın bu hususa dikkat etmelerini çok çok rica ediyorum. İçinde bulunduğum şartlar, koşullar nedeniyle olanaklarım gibi zamanım da sınırlıdır. Bu nedenle, bu hususla ilgili ricamın anlayışla karşılanmasını diliyorum.

Kurd u Kurdistan davasıyla ilgili, hizmet amacını içeren ilişkilere, sorulara, isteklere gönlüm açıktır. Zamanım da yeter. Bu hususla ilgili çalışmalar gerçekten bana zevk veriyor. Düşmanca veya saldırı amaçlı yaklaşımlara da gerektiği gibi cevap vermek, huyumdur. Di xêr u xweşîyê de bimînin.

06-01-2019

Saygılarımla, Hüseyin Baybaşin

150total visits,1visits today