DENGESİZ DEVLET YOK OLMAYA MAHKUMDUR

0

Devlet yönetiminde “denge” ayarı olmaz ise başarı da olmaz.
Devlet’in yönetiminin sağlıklı olabilmesi, güç paylaşımının dengeli olmasına olabilmesine bağlıdır.
Devletin kurumları devletin yasalarına bağlı olarak çalışmakla denge korunabilinir.
Her kurumun kendi işini yaparken, kendi içinde denetleme mekanizması dürüst işlemelidir ki denge korunabilinsin.
Devlet yönetiminin sağlıklı işleyebilmesi de kurumlar üstü denetleme mekanizmasının bağımsız olarak işlemesi zorunludur.
Devlet işleyişinde yasa ihlali durumunda hukuk devreye girmek zorundadır. Hukuksal yargı tamamen bağımsız olmak zorundadır.
Devletin tüm kurumlarının her kademesi denetlemeye açık olmalıdır.
Basın yayın kuruluşları da bağımsız çalışmalıdır.
Basın yayın kuruluşlarının mensupları da kendi içinde ve kurumlar üstü denetlemeye açık olmak zorundadır.
Devletin hiçbir kurumu devletin diğer bir kurumundan üstün tutulmamalıdır.
Güvenlik kurumu, sağlık kurumu, eğitim kurumu, denetleme kurumu, basın yayın, yargı, yasama, istihbarat vesaire, hepsi devletin birer kurumu, mensupları da eşit konumda olmak zorundadır.
Devletin kurumu devletin kurumudur. Bir kurum diğer bir kurumdan üstün veya aşağı, çok veya az değerde olmamalıdır. Denge için bu temel prensipler korunmak zorundadır.
Uygar Hukuk Devleti ancak bu çerçevede işlerse gelişerek yaşayabilir.

Türkiye’de suçlu ilan edilmeyen kurum mensupları kalmadı. Suçlu ilan edilen kurum mensupları daha sonra, başka bir kurumun mensuplarının tuzağıyla suçlandıkları ilan ediliyor. Birçok soruşturma davalarının da, daha soruşturma tamamlanmadan devletin en üst düzeyinde görevli şahsiyetler, soruşturmanın nasıl sonuçlanması gerektiği konusunda açıklamalar yapabiliyorlar. Böyle olunca, olabilince, soruşturma ve yargıya tepeden müdahele edilmiş oluyor. Böylesi durumlarda denetlemenin devreye girmesi gerekir. Dur bakalım, sen yargıya müdahele ettin. Soruşturmaya müdahele ettin. Görevini kötüye kullandın diyebilmesi gerekir.
Derhal, soruşturma mekanizmasının devreye girmesi gerekir.

Hepimiz biliyoruz ki, günün Başbakanı, Ergenekon davası için “ben bu davanın savcısıyım” bunlar suçludur diyebildi. Dört beş yıl sonra da aynı başbakan “Ergenekon sanıklarına komplo kurdular, bizi de kandırdılar” diyebildi.
Elbette kişi yanılabilir. Başbakan da olsa yanılabilir. Yanlış olan, bir Başbakanın soruşturma savcısı gibi davranması ve sorumsuzca yargıya müdahele edebilmesidir.
Bu sorumsuz davranış yalnızca Başbakan ile sınırlı değilse, Bakanı, Cumhurbaşkanı da aynı şekilde sorumsuzca davranabiliyorsa, hukuk devletinden söz edilemez.
Laçkalık böyle gelişir. Çürüme böyle başlar. Böylece devletin tüm kurumlarına pis koku siner. Balık baştan kokar söyleminde olduğu gibi. Baş kokmuşsa eğer hiçbir söz kar etmez.
Türkiye devlet yapısı çürümüş ve koku her tarafı sarmış. Denge bozulmuş. Pis pis kokmaya başlamış olan bu devlet yapısı kendi yöneticilerini de koruyamaz duruma getirilmiş. Yıkılmaya mahkum bir devlet yapısı ile karşı karşıyayız. Devlet’in yapısı yıkılacağında kimlerin enkazın altında kalacağı bilinmez. Yıkılacak devlet enkazının hiç kimseye de yararı olmaz. Demektir ki, Türkiye’de hak ve hukuk temelinde uygar ve dengeli hukuk devletinin oluşması acildir. Kendilerini Türk kabul edenlerin dikkatine sunulur. Biz Kürd’ler için Birleşik Kurdistan Devleti şart olmuştur. Biz Kürd’ler için bağımsızlık oksijen kadar gereklidir.

Saygılarımla, Hüseyin Baybaşin

327total visits,1visits today